Türkiye

Karadeniz’de Deniz Seviyesi Yükselmesi Tehdit Ediyor

26.12.2025 23:26
Karadeniz’de Deniz Seviyesi Yükselmesi Tehdit Ediyor

Karadeniz’deki Deniz Seviyesi Yükselmesi 160 Milyon Kişiyi Tehdit Ediyor

Karadeniz’in deniz seviyesi, son otuz yılda yaklaşık 10 ila 12 santimetre yükseldi. Bu durum, kıyı bölgelerini ve havzada yaşayan yaklaşık 160 milyon insanı iklim değişikliği ile bağlantılı büyüyen risklere maruz bırakıyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi'nden Profesör Şenol Hakan Kutoğlu'nun yaptığı bir akademik çalışma, bu durumu detaylı bir şekilde ele alıyor. Araştırmada, 1993-2020 dönemini kapsayan uydu altimetri verileri kullanılarak deniz seviyesinin yıllık yükseliş hızı hakkında çarpıcı bulgular elde edildi. Kutoğlu'nun sunumu, Kasım ayı sonunda Tokyo'da gerçekleştirilen 16. Uluslararası Çevre Bilimleri ve Teknolojisi Konferansı'nda katılımcılarla paylaşıldı. Karadeniz'in yükselme hızının yıllık olarak yaklaşık 2.5 ila 3 milimetre olduğu tespit edildi; bu oran dünya okyanuslarının yükselme hızıyla benzerlik gösteriyor.

İklim Değişikliğinin Etkileri ve Deniz Seviyesindeki Artış

Küresel deniz seviyeleri, günümüzde iklim değişikliği nedeniyle her yıl yaklaşık 3 milimetre artış göstermektedir. Bu artışın en büyük nedeni, eriyen buzul ve buz tabakalarıdır. Eğer karbon salınımı mevcut seviyelerde devam ederse, projeksiyonlar 2100 yılı itibarıyla küresel deniz seviyelerinin yaklaşık 2 metre yükselebileceğini öngörüyor. Böyle bir artış kıyı erozyonu üzerinde önemli sonuçlara yol açabilir. Kutoğlu’na göre, bir metrelik deniz seviyesi yükselmesi, kıyılardan iç kesimlere doğru 50 ila 100 kat daha fazla suyun ilerlemesine neden olabilir; bu durum ise yerleşim alanlarını tehdit eden ciddi bir sorun haline gelebilir.

Karadeniz’deki Durumun Değerlendirilmesi

Açık okyanuslarla kıyaslandığında Karadeniz üzerindeki araştırmalar sınırlı kalmış olsa da yeni analizler, Karadeniz boyunca yer alan kıyı şehirlerinin benzer tehditlerle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. 1993 ile 2020 yılları arasında havza genelinde ortalama deniz seviyesi artışı yaklaşık 10-12 santimetre olarak ölçülmüştür. Özellikle kuzey Karadeniz sahilindeki düşük rakımlı alanlar, düz arazilerin varlığı nedeniyle erozyona ve sel felaketlerine karşı daha savunmasız olarak değerlendirilmektedir.

Düşük Rakımlı Bölgelerin Tehditleri

Bununla birlikte, riskler yalnızca o bölgelerle sınırlı değil; Türkiye'nin de içinde bulunduğu güney Karadeniz kıyılarında da düşük rakımlı alanlar bulunmaktadır ve bunlar gelecekte deniz seviyesi yükselmesi ve fırtına kaynaklı sel baskınları tarafından etkilenebilir. Kutoğlu, “Düşük rakımlı bölgeler bizim Karadeniz kıyısında da mevcut. Dolayısıyla yükselen deniz seviyeleri zamanla iç kesimlere doğru ilerlemeye başlayacak ve fırtına olayları nedeniyle iç kısımlarda önemli yıkımlara neden olabilecektir” açıklamasında bulundu.

Kutoğlu’nun belirttiğine göre, Karadeniz havzasında yaklaşık 160 milyon kişi yaşıyor ve bu kişilerin büyük bir bölümü yerleşimlerini kıyıya yakın konumlandırmış durumda. Bu nedenle Karadeniz ülkeleri, kıyı altyapısı planlarını gözden geçirerek erozyon ve sel risklerini dikkate almalıdırlar; aksi takdirde artan bakım masrafları ve sürekli koruma önlemleri gerekliliğiyle karşılaşacaklardır.

Kıyılardaki Yüksek Riskli Alanlar

Kutuğlu ayrıca Azak Denizi çevresi, Rusya'nın bazı bölgeleri, Romanya, Balkanlar ve Gürcistan gibi yüksek riskli alanlara dikkat çekti; burada büyük bölümden oluşan kıyılar sular altında kalma tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor. Gelecek yatırımların daha sürdürülebilir olması açısından iç kesimlerde ve daha yüksek rakımlarda inşa edilmesinin önemine vurgu yaptı; böylece uzun vadeli ekonomik ve çevresel maliyetlerin azaltılması mümkün olacaktır.

Tüm bu veriler ışığında Karadeniz'deki deniz seviyesi artışı sadece mevcut ekosistemler için değil; aynı zamanda bölgedeki insanların yaşam standartları için de ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. İklim değişikliğinin etkilerinin derinlemesine analiz edilmesi gereken bu dönemde yapılacak yatırımların gelecekteki tehditleri bertaraf etme kapasitesini artıracağı unutulmamalıdır. Bilim insanlarının sunduğu veriler doğrultusunda atılacak adımlar, hem çevre dostu hem de insan odaklı politikaların geliştirilmesini sağlayarak tüm bölgenin iyileşmesine katkıda bulunabilir.

Kaynak Haber

Bu içerik orijinalinden yorumlanarak Türkçe dilinde yazılmıştır. Orijinal haberi okumak için:

Orijinal Kaynağa Git

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!