Türkiye

Fidan'dan SDG'ye Ayrılıkçı Gündemi Sonlandırma Çağrısı

09.01.2026 18:06
Fidan'dan SDG'ye Ayrılıkçı Gündemi Sonlandırma Çağrısı

SDG'nin Ayrılıkçı Gündemini Sonlandırması İçin Fidan'dan Acil Çağrı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ocak'ta Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr bin Hamad Al Busaidi ile düzenlediği ortak basın toplantısında Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasındaki gerginliği ayrıntılı bir şekilde ele aldı. Fidan, son zamanlarda Paris'te Suriye Dışişleri Bakanı Asaad al-Shibani ile yaptıkları görüşmeleri hatırlatarak, SDG'nin Halep'teki saldırılarının onların gerçek niyetlerini açığa çıkardığını ve bu durumun gelecekteki olumsuz beklentileri derinleştirdiğini ifade etti. Özellikle SDG’nin mevcut durumu sürdürme ısrarının, Suriye'nin konforu ve istikrarı önündeki en büyük engel olduğunu belirtti ve bu organizasyonun ayrılıkçı ve terörist gündemini terk etmesi gerektiğini vurguladı.

Ayrılıkçılığın Getirdiği Sorunlar

Fidan’ın açıklamalarında dikkat çeken bir nokta ise, SDG'nin Halep'teki son gelişmelerin Türkiye'nin ulusal güvenliğiyle doğrudan ilgili olduğuydu. Bu nedenle Ankara'nın tüm ilgili taraflarla yakın koordinasyon içinde hareket ettiğini dile getirdi. Bölgesel istikrarın sağlanması için yapılan bu çabaların önemine vurgu yapan Fidan, SDG'nin İsrail ile koordinasyonda kalmasının ülke genelindeki istikrarı zorlaştırdığını belirtti. Türkiye’nin hem Suriye hem de Amerika Birleşik Devletleri ile yoğun temaslar içinde olduğu bilgisini veren Bakan, çatışmaların daha fazla kan dökülmeden sona ermesi için SDG'nin olumlu adımlar atmasını beklediklerini ifade etti.

Şam Yönetiminin Güçlenmesi

Bakan Fidan ayrıca, Şam'daki yeni yönetimin "yapılarını güçlendirdiğini ve terörle mücadele kapasitesini adım adım geliştirdiğini" aktardı. Bu noktada, uluslararası toplumun dikkatli bir şekilde izlemesi gereken bir durum ortaya çıkıyor: Suriye’deki iç dinamiklerin nasıl şekilleneceği. Geçmişte yaşanan çatışmalar, ülkenin siyasi yapısını derinden etkiledi; dolayısıyla yeni yönetime karşı gösterilecek olan tepkilerin ne yönde olacağı belirsizliğini koruyor. Önümüzdeki dönemlerde bu süreçlerin hızlanarak devam etmesi bekleniyor.

Yemen’de Bölgesel İstikrarsızlık Riski

Fidan, Yemen'deki gelişmelerin daha geniş bölgesel istikrarsızlık yaratma riski taşıdığına da dikkat çekti. Türkiye’nin Yemen’in egemenliğini, bütünlüğünü ve toprak bütünlüğünü koruma konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Fidan, sürekli bir siyasi çözüme ulaşılması gerektiğinin altını çizdi. Özellikle Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerinin Yemen'deki gerginliği azaltma konusundaki yapıcı rolüne dikkat çeken Bakan, Riyad'da planlanan konferansın istikrar için fayda sağlayacağına inandığını belirtti.

Umman'ın arabuluculuk çabalarını öven Fidan, diplomasi yoluyla çatışmanın çözülmesi için çalışmalara devam edildiğinin altını çizdi. Ancak Yemen’de süregelen kriz ve insani durumların iyileştirilmesi için uluslararası toplumun daha aktif olması gerektiği bir gerçek.

Gazze İçin Uluslararası Toplumdan Beklentiler

Bakan Fidan’ın basın toplantısındaki diğer önemli bir konu ise Gazze’ydi. Uluslararası topluluğun ateşkesin tam olarak uygulanmasını beklediğine dikkat çeken Fidan, İsrail'in sivil hedeflere yönelik saldırılarına karşı insani yardımların ulaştırılmasının kısıtlandığını kaydetti. Ekim ayının başından itibaren ateşkes ilan edilmesine rağmen 420'den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğine işaret eden Fidan, zeminin sakinleşmesinin ve insani koşulların düzeltilmesinin şart olduğunu dile getirdi.

Ayrıca Gazze’nin geleceği açısından üç kritik meseleyi vurgulayan Fidan; Gazze’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini belirtirken herhangi bir yeniden yapılanma projesinin Gazze’nin birlikteliğini sağlaması gerektiğine dikkat çekti. İkinci olarak Gazze’nin sadece orada yaşayan Filistinliler tarafından yönetilmesinin gerekliliğini vurguladı; bu durumun hem hukuki hem de ahlaki bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Üçüncü olarak ise yapılacak tüm inşa faaliyetlerinin Gazze halkının yararına olmasının önemine değindi.

İsrail’in Somaliland'i Tanıma Çabaları

Bakan Fidan ayrıca İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun “her türlü fay hatlarını harekete geçirme” oyununu oynadığını belirterek bu durumun komşu ülkelerin barış ve refahını tehdit ettiğine işaret etti. Netanyahu'nun Somaliland’i tanımaya yönelik adımının yasadışı olduğunu söyleyen Fidan, bunun bölgedeki dayanışmayı zayıflatmaya yönelik bir girişim olduğunun altını çizdi.

Somali ve Somaliland bölgesinin geleceğine dair kararların yalnızca Somali halkının iradesiyle belirleneceğine dikkat çekerek Türkiye'nin bu konuyu yakından takip ettiğini ifade etti. Bu tür politikaların bölgedeki huzur ortamını zedelemekten başka bir işe yaramayacağını bilmek gerekiyor; çünkü barış için öncelikle iletişim kanallarının açık tutulması gerekmektedir.

Söz konusu tüm meseleler bağlamında Türkiye’nin bölgedeki etkin rolü göz önünde bulundurulduğunda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yaptığı açıklamalar sadece siyasi içerikle sınırlı kalmayıp aynı zamanda jeopolitik dinamiklerin nasıl şekillenebileceğine dair ipuçları sunuyor. Ortadoğu’da yaşanan karmaşık ilişkiler ağı içerisinde Türkiye’nin stratejik duruşu her zamankinden daha fazla önem kazanmış durumda. Bu noktada uluslararası işbirliklerinin artırılması ve diplomasi yoluyla çözüm yollarının geliştirilmesi gerekiyor.

Kaynak Haber

Bu içerik orijinalinden yorumlanarak Türkçe dilinde yazılmıştır. Orijinal haberi okumak için:

Orijinal Kaynağa Git

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!